Примеры использования: believer

You're a believer.
I never thought you'd have a true believer for a son.
Gerçekten inançlı bir oğlunun olacağı aklıma gelmezdi.
Gideon, your father was a true believer.
Gideon, baban imanlı bir adamdı.
I'm a believer.
- You sure made a believer out of me.
Benden bir mümin çıkardığın kesin.
You are not a believer.
Sen inançlı değilsin.
He's a true believer.
O gerçekten davasına inanmış biri.
I'm a believer, all right.
Ben bir mümin, tamam.
I'm a big believer that the best way to get past the past is to shoot it in the head, bury it in a deep pit and pour lye on it.
Geçmişi geçmişte bırakmanın en iyi yolunun kafasına sıkıp onu derin bir çukura gömüp üstüne toprak örtmek olduğuna derinden inananlardanım.
She says you're strong believers here.
Söylediğine göre imanınız güçlüymüş.
You're not a believer in apocalyptic prophecies.
Vahiy kehanetlerine inanır mısınız?
You were the more fervent believer.
Sen benden daha dindardın.
Without a doubt, I'm officially a true believer in this red-and-blue superdude.
Kırmızı-mavi dostumuza şüphe etmeden inananlardanım.
Let a believer kiss the cross.
Bırak inanan, haçı öpsün.
I'm a believer!
Ben bir dindarım!
And I am a firm believer that things happen for a reason.
Her şeyin bir sebebi olduğuna inananlardanım.