Примеры использования: belie

Still doesn't belie the description given because he won't have limped as it grew back together perfectly.
Ama bunda tanımlamayla çelişen bir durum yok çünkü kırık çok iyi kaynamış, topallamadan yürüyebilmiş.
I will not belie our chances.
Şansımızın ne olduğunu gizlemeyeceğim.
But its serene outward appearance that we take for granted belies a truth about all middle-aged stars.
Ancak dış görünüşündeki sakinlikten aldığımız orta yaşlı yıldızlar hakkında gizlenmiş bir gerçek.
"Beauty that belies a dark nature.
"Karanlık doğasını gizleyen güzellik"
Mr. Singh your calm demeanor belies the fact that... just a few minutes ago you lost five million Euros.
Bay Singh bence bu sakin tavrınız az önce 5 milyon kaybettiğinizi gizlediğinizin göstergesidir.
YOU DON'T BELIE ME, COME SEE FOR YOURSELF.
Bana inanmıyorsan gel kendin gör.
But let me say that journalists tend to put their own ideas before the facts, which often belie them.
Fakat şunu söyleyebilirim, gazeteciler kendi fikirlerini gerçeklerin önüne koyuyorlar ve onlara inanıyorlar.
Your crummy cockpit seems to belie any military boasts.
O köhne kokpitiniz bu askeri böbürlenmelerinizi yalancı çıkaracak gözüküyor.
Oh, you don't -- you don't belie-- you don't believe me?
Bana inanmıyor musun?
Tropical heat makes my butt itch like you wouldn't belie
Bu tropik sıcaklar popomda inanılmaz bir kaşıntı...
Don't ask me what I belie ve.
Bana neye inandığımı sorma.
Harold, why don't you belie...
Harold, bana neden inanma...
You belie ve malicious gossip.
Art niyetli dedikodulara inanıyorsun.
I can't belie ve he'd la ugh like that all by himself, without a reason.
Sebep olmadan tek başına böyle güleceğine inanamıyorum.
I can't belie both Dr. Rigby and I miss these.
Hem Dr.Rigby'nin hem de benim bunu gözden kaçırdığımıza inanamıyorum.
Your quaint cockpit seems to belie any military boasts.
O antika kokpitiniz bu askeri böbürlenmelerinizi yalancı çıkaracak gözüküyor.