Примеры использования: bask

Do we bask in the warm glow of our happiness?
Mutluluğumuzun coşkusunun sıcaklığında bunun tadını çıkarır mıyız?
So bask in the moment, dear.
O yüzden anın tadını çıkarın, canım.
It's called a bask.
Ona bask denir.
While you bask in my technical brilliance?
Sende bu sırada teknik zekamın tadınıçıkaracaksın?
Bask in the glory.
She is Bask, isn't she?
O bir Bask, değil mi?
I never get to bask.
Hiç bir şeyin tadını çıkarmadım.
Everyone now bask in the glory that is King Julien.
Şimdi herkes Kral Julien'in şânının tadını çıkarsın.
Would you just bask in it?
Yalnızca tadını çıkarır mısın?
To bask in his glory.
Onun ihtişamının zevkini çıkarmak.
Right now we can at least bask in a little sunshine.
Şu an en azından ufak bir... güneş ışığında güneşlenebiliriz.
Bask away, partner.
Tadını çıkar, ortak.
Good guys here, ready to bask in your apology now.
Buradaki iyi adamlar olarak şimdi özür dilemenden zevk alacağız.
You go bask in the limelight
Şimdi gidip güneşlenebilirsin.
You bask in the sun.
Güneşin tadını çıkarıyorsun.
You are not one to bask in glory, Master Bruce.
Siz zaferden zevk alan biri değilsiniz, Efendi Bruce.