Примеры использования: basically

- Yeah, until then, basically.
- Esasen o zamana dek, evet.
Basically lately, I've...
Kısacası son zamanlarda, benim...
Joe's basically going through puberty.
Joe basitçe ergenliğini yaşıyor.
- Still a bit spotty, but basically...
- Evet, arada gidip geliyor ama esasen...
Basically doing whatever the hell they want.
Kısacası, canları ne halt etmek isterse onu yapıyorlar.
It's basically a hardening of your foreskin.
Basitçe, sünnet derinin sertleşmesi anlamına geliyor.
What does that mean, basically?
- Bu esasen ne anlama geliyor?
It's basically everything I've ever owned.
Kısacası sahip olduğum her şey.
It's basically like a wasted weekend.
Bu basitçe boşa giden bir hafta sonu gibi.
Basically, it takes place in the hippocampus.
Esasen her şey hipokampüste olup bitiyor.
- Well, I basically I told him...
- Kısaca şey dedim--
Basically, I rule.
Basitçe söylemek gerekirse, ben hükmediyorum.
Basically, we've been building this travel machine, this...
Esasen bu zaman makinasını yaptık şu Boyut Topu'nu.
It basically became the same thing every day.
Kısaca her gün birbirinin aynı olmaya başladı.
Basically, every three weeks she almost dies.
Basitçe, her üç haftada bir neredeyse ölüyor.
NASCAR has its roots back in the 1940s, when the Moonshine runners, basically naughty hicks, smuggling illegal booze across county lines, would modify their cars to out run the cops.
Nascar'ın kökeni 1940'lara içki kaçakçılarının, esasen haylaz taşralıların ülkeler arasında illegal içki kaçırmak amacıyla arabalarını polisten kaçabilecekleri şekilde modifiye etmelerine dayanıyor.