Примеры использования: bar

Maybe you took Amber to a bar?
Belki de Amber'i bir bara götürdün.
See you at the Bar.
BARO'da görüşürüz.
It's just all this little stuff, like my phone has one little bar up here.
Hep şu küçük şeyler, mesela telefonum tek çizgi çekiyor.
S.A.E. 10-20 bar stock.
S.A.E. 10-20 demir çubuk..
- Still in the bar.
Hâlâ bardalar.
I'm lowering the bar so slowly.
Yavaş yavaş engeli indiriyorum.
Nutty Bars, Bazooka, Pez, Smarties,
Nutty Bars, Bazooka, Pez, Smarties
If he had a brain, he wouldn't be tending bar.
Beyni olsa, barmen olmazdı.
Let me have that bar up there, will you?
Yukarıdaki şu kalıbı verir misin?
Quit talking and get on the bar!
Konuşmayı bırakın ve parmaklığa gidin!
And push back this door's bar.
Kapının sürgüsünü çek geriye.
We were talking in the bar now about things that are staring us in the face.
Biraz önce meyhanede suratımıza gözlerini dikmiş şeylerden konuşuyorduk.
You'll be late for your Wizard of Oz Candy Bar Guild.
Oz Büyücüsü Çubuklu Şeker Birliği'ni kaçıracaksın.
It's in an alley outside a bar.
Patikada, bariyerlerin dışında.
I bet I win a locker full of treasure, like a solid gold bar of silver or Picasso's TV.
Adım gibi eminim, içinde altın külçeler halinde gümüş ya da Picasso'nun televizyonu olan bir depo bulucağım.
Is my candy bar around here?
Benim gofret nerede?