Примеры использования: ballot

I only need 120 more signatures, and I'm on the ballot.
- 120 imzaya daha ihtiyacım var ardından oylamadayım.
Or we could do it peacefully at the ballot box.
Veya sandığa giderek barışçıl bir şekilde çözebiliriz.
I haven't been able to make a single decision on this absentee ballot.
Bu oy pusulası hakkında tek bir karar bile veremedim.
Forgive my bluntness, and with all due respect but vote yes, or you won't be on the ballot in two years.
Kabalığımı affet, tüm saygımla belirtmeliyim ki evet oyu versen de iki yıI içerisinde oylamalarda olmayacaksın.
So if in a few hours, only 10% of the public's vote are actually in the ballot box, there's gonna be finger pointing, conspiracy theories, absolute chaos.
Yani bir kaç saat içinde halk oylarının sadece %10'u sandıkta olursa bu dikkatleri çekecek, komplo teorileri üretilecek, tam bir kargaşa ortamı olacak.
There's a general feeling that Mrs. Thatcher is going to win on the first ballot.
Genel düşünce Sayın Thatcher'ın ilk oylamadan galip çıkacağı yönünde.
Rienzi stuffs your ballot boxes."
Rienzi oylarınızı çalıyor."
Balloting will now commence, and we will then announce our winner.
Oylama başlıyor ve hemen arkasından kazananı açıklayacağız.
They've got to get some sort of last-minute ballot supply.
Hızlı bir şekilde pusula takviyesi yapılması gerekiyor.
- Uh, this young man thinks there's a problem with a ballot box.
- Bu genç adam oy sandığında bir sorun olduğunu söylüyor.
Look, you do realize the guys from the team put me on the ballot as a joke, right?
Bak, takımdan çocukların şaka olsun diye beni oylamaya soktuklarını biliyorsun, değil mi?
Now, we believe this course of action, the voting centers with the added law enforcement, will give us everything that we need to protect the integrity of the ballot box.
Bu eylem planının, yani emniyet takviyeli oy kullanma merkezlerinin, sandıkların korunması açısından gerekli olduğu kanısındayız.
Inkatha's late entry into the election meant its candidates had to be added to ballot papers.
Inkatha'nın seçime geç girmesi adayların oy pusulalarına ekleneceği anlamına geliyordu.
I need to look at the ballot scanners.
Sandık tarayıcılarına bakmam gerek.
You know, if you haven't officially removed her from the ballot, don't.
Henüz adını oy pusulasından resmen çıkarmadıysan çıkarma.
From the wallet to the ballot.
Cüzdandan çıktı, sandığa geçti.