Примеры использования: audit

I had my hands full with some county business or another, an audit.
Birçok vilayet işiyle, denetimlerle meşguldüm.
- Audit Division, yes, I know.
- Denetleme Ofisi, evet, biliyorum.
We're gonna go through our old canceled checks... and receipts and give ourselves an audit.
Eski iptal edilmiş çeklerimizi ve faturalarımızı kontrol edeceğiz kendimizi denetleyeceğiz.
IRS audit.
Maliye denetimleri.
Novice has its annual audit scheduled for the beginning of next week.
Novice onumuzdeki hafta basinda yillik hesap denetlemesi yapacak.
I really did audit Professor Peiser's class this summer.
Professor Peiser'ın sınıfını gerçekten denetledim.
If you adjust the audit you will be well rewarded.
Denetimleri ayarlarsanız, emeklerinizin karşılığını fazlasıyla alacaksınız.
He wants a clean audit so badly that maybe he'd hire a friend of mine who's looking for work in marketing.
Denetlemenin temiz cikmasini o kadar istiyor ki, bir ihtimal pazarlamada calismak isteyen bir arkadasimi ise alabilir.
An audit?
Hesap denetimi mi?
I vetted her, a cursory audit.
Onu inceledim, üstünkörü bir teftiş.
Oh, you can audit me anytime.
- Beni istediğin zaman inceleyebilirsin.
an audit can be highly motivating.
Hesap denetimi oldukça motive edici olabilir.
Dave Shepard's internal audit showed a completely different set of numbers than those reported to corporate headquarters.
Dave Shepard'in teftişi şirket merkezine rapor edilenden tamamen farklı sayılar, gösteriyor.
No, apparently some woman asked to audit Philip's class yesterday, and claims he totally hit on her.
Hayır, anlaşılan kadının teki dün Philip'in dersini incelemek istemiş ve Philip'in ona asıldığını söylemiş.
I'm so impressed by this problem-free evening that there's no need for that audit.
Bu akşamın bu kadar sorunsuz geçmesinden öylesine etkilendim ki denetime gerek kalmadı.
Agree to the audit or not?
Teftişe onay vermek ya da vermemek?