Примеры использования: astonish

Mr. Simpson... it may astonish you to learn that I am an immigrant.
Bay Simpson benimde bir göçmen olduğumu öğrenmeniz sizi şaşırtabilir.
I have the astonish!
You'll be astonished, I promise you that.
Çok şaşıracaksınız, inanın.
The sun and moon are astonished when he appears.
O göründüğünde güneş ve ay şaşırır.
"That's the ugliest goddamn orange sweater I have ever seen" you might be astonished, because there's no way I could've known what he'd be wearing when I recorded this 30 years ago, right?
"Bu gördüğüm en çirkin turuncu kazak" şaşırabilirsiniz ama bunu 30 yıl önce kaydettiğimde onun ne giydiğini bilmiş olmam imkansız, değil mi?
Don't be astonished if you see a peculiar animal in a few moments.
Birkaç dakika sonra alışılmadık bir hayvan görürsen sakın şaşırma.
As the planet crept past the sun, he was astonished to see it surrounded by a thick halo.
Güneşi arkasına aldığında, gezegenin çevresinde kalın bir halka olduğunu gördü ve çok şaşırdı.
Well, you never cease to astonish.
Şaşırtmaktan hiç vazgeçmiyorsun.
His film The moon at one Meter, astonished people too.
Filmi "Ay'a Seyahat" insanları afallatır.
You astonish me.
Beni şaşırtmaya devam ediyorsun.
It never ceases to astonish me how talented men are at making a mess.
Erkeklerin ortalığı karıştırma becerisi beni her seferinde şaşırtıyor.
Without the wedding to hide behind, there's no reason to delay it and astonish the world with the extent of my wretched failure.
Arkasına saklanacağımız bir düğün de yokken dünyayı başarısızlığımla şaşırtmayı geciktirmek için bir sebep kalmadı.
Oh, Brad, you astonish me.
Brad, beni şaşırtıyorsun.
You astonish me, madame.
Beni şaşırttınız madam.
Astonish us.
Şaşırt bizi.
Why don't you astonish us... if you can... without all the... gadgetry?
Bu aletleri kullanmadan tabii yapabilirsen bizi şaşırtan bir şey yapmıyorsun?