Примеры использования: assume

Attractive, I assume.
Çekici olduğunu varsayıyorum.
I assume that's-
Every time I have beer on my breath, you assume I've been drinking.
Nefesim ne zaman bira gibi koksa içmeye gittiğimi zannediyorsun.
We have to assume.
Farzetmek zorundayız.
We must assume the worst.
En kötüsünü hükmetmek zorundayız.
We must not assume the worst.
Kötüsünü düşünmemeliyiz.
I assume he's talking about the girl.
Bunu kız hakkında konuşuyormuş gibi sayıyorum.
Lady Sansa desires to take her ancestral seat back from the Boltons and assume her rightful position as Lady of Winterfell.
Leydi Sansa, atalarından kalma mevkisini Boltonlar'dan geri alıp hakkı olan Kıştepesi Leydisi makamını üstlenmek istiyor.
I assume you were visiting with House.
House'u ziyaret ettiğini düşünüyorum.
I said, let's assume.
"Var sayalım" dedim.
Clearly, it would not be appropriate for a woman to assume that role.
Tabii ki o görevi bir kadının üstlenmesi yakışıksız kaçar.
I was forced to assume certain attitudes that were good for me, that shook me out of my moral lethargy.
Manevi rehavetimi sarsan bazı tutum ve davranışları takınmam gerekti.
YOU ALWAYS ASSUME THE WORST.
Her zaman en kötüsünü varsayarsın.
I assume no?
Yapamayacağım sanırım.
I assume she means it could be human.
Zannedersem katilin insan olabileceğini söyledi.
I assume he's been vaccinated.
Aşılanmış olduğunu farzediyorum.