Примеры использования: aspiring

Yeah, we... we are actually... aspiring magicians.
Evet biz, biz aslında sihirbaz olmaya hevesli tipleriz.
I'd like to make a toast to James Dean who's just achieved what we all aspire to.
Hepimizin can attığı şeye ulaşan James Dean'a kadeh kaldırmak istiyorum.
"And above all, I promise to aspire, inspire, and perspire. "
"Ve her şeyden çok arzulayacağıma, ilham vereceğime ve ter dökeceğime söz veriyorum."
What disappoints me is at for a man who was um, a self-professed aspiring comedian, you chose the least funny thing in the world to dress as.
Bu hikayede beni hayal kırıklığına uğratan şey kendini komedyen olma heveslisi gören biri olarak dünyadaki en komik olmayan şeyin kılığına girmiş olman.
Now, if you'll excuse me, I have to get back to my aspiring zionist ballplayers and their lovely mothers.
Şimdi eğer izin verirsen, hevesli siyonist oyuncularıma ve sevgili annelerine dönmeliyim.
This Paige, she's an aspiring musician.
Bu Paige, hevesli bir müzisyen.
My parents were aspiring to status.
Ailem prestij heveslisiymiş.
These aspiring chefs think they know what awaits them.
Hevesli şefler nelerin onları beklediğini bildiklerini sanıyor.
We can aspire to anything.
Herşeyi arzulayabiliriz.
She's an aspiring writer.
Hevesli bir yazar.
Well, that's something for us all to aspire to, isn't it?
Hepimizin can attığı bir şeymiş gibi söyleme.
"Aspire or Expire."
"Arzula yada Bitir."
We're bombarded daily by images we all aspire to but can't attain.
Arzuladığımız ama asla ulaşamadığımız görüntüler her gün etrafımızda.
I aspire to them.
Onları arzuluyorum.
You don't aspire to reach the nose.
Buruna ulaşmayı arzulamazsın.
But I quite like what it represents-- something to aspire to.
Ama temsil ettiği şeyi seviyorum arzulanacak bir şeyi yani.