Примеры использования: arguing

Now the arguing begins.
Şimdi de tartışma başlıyor.
- Do you two argue?
Don't argue, Mr Jackson.
Hiç itiraz etmeyin, Bay Jackson.
Don't argue.
You can't now argue it's probative.
Şimdi de delil niteliğinde olduğunu iddia edemezsiniz.
We are so past arguing.
Tartışmanın zamanı değil.
I didn't mean to argue.
Niyetim münakaşa etmek değildi.
HOW CAN I ARGUE WITH A DREAM?
Bir rüyaya nasıI itiraz edebilirim?
What do you argue about?
Ne hakkında tartışırsınız?
This man would argue that the world is filled with people who are unstuck in time and that time itself may be all in our heads.
Bu adam dünyanın, zamanda serbestçe dolanabilen insanlarla dolu olduğunu ve zamanın kendisinin kafalarımızın içinde olabileceğini iddia ediyor.
Ah, kids, stop arguing.
Tartışmayı bırakın çocuklar.
Don't argue.
I could argue that point.
Bu noktada itiraz edebilirim.
Don't argue now.
Şimdi bunu tartışmayın.
Mr. Gardner will argue you seduced Mr. Ashbaugh.
Bay Gardner, Bay Ashbaugh'u baştan çıkardığını iddia edecek.
- Until these two started arguing.
- Bu ikisi tartışmaya başlayana kadar.