Примеры использования: apricot

What fires and stirs the woodcock in his springe or wakes the drowsy apricot betide?
Tuzağındaki ağaçkakanı canlandıran veya pörsümüş kayısıyı uyandıran nedir?
Apricot soda, only warm.
- Kayısılı soda, ama soğuk değil.
We just spent the last hour sifting through a shoe box containing a lock of hair from my first haircut, all my baby teeth, and something that looked like a piece of dried apricot.
- Son bir saati ilk tıraşımdan olan bir bukle saçı, bütün süt dişlerimi ve kurutulmuş kayısıya benzeyen bir şeyi ayakkabı kutusundan ayıklayarak geçirdik.
APRICOT LIP REMEDY.
Kayısılı dudak kremi.
The canine ear is four times more sensitive than that dried apricot you call an ear.
Köpek kulağı sizin kulak dediğiniz kurumuş kayısıdan dört kat daha hassasdır.
Apricot dumplings!
Kayısılı börek!
Apricot wheat?
Kayisi Buğdayi mi?
- You have apricot?
- Kayısılı var mı?
That wasn't an apricot?
Kayısı değil miydi o?
It's an apricot conditioner.
Apricot jam!
Kayısı reçeliydi!
Unless you prefer apricot.
Kayısı aromalısını istersen o da var.
"Apricot Jubilee"?
"Kayısı parçacıkları" mı?
Peach-apricot.
Five cheese, five apricot.
Beş peynir, beş kayısı.
Look at this apricot.
Şu kayısıya bir bak.