Примеры использования: apprehension

In apprehension, how like a god.
Kavramada, Tanrı gibi.
Sheldon, I understand your apprehension, but let me appeal to the scientist in you.
Sheldon endişelerini anlıyorum ama izninle içindeki bilim adamına sesleneyim.
If revenge is your aim, you must overcome your apprehension.
Eğer amacın intikamsa, korkunun üstesinden gelmek zorundasın.
I'll get my apprehension kit.
Adam yakalama eşyalarımı getireyim.
That's fear, worry, apprehension.
Bu korku, endişe ve kaygıdandır.
Prince Ander assisted with the apprehension.
Tutuklama için Prens Ander yardımcı oldu.
You project apprehension.
Endişe gösteriyorsun.
I have heard that in the past they have been known to have been caused by apprehension and distress.
Eskiden korku ve üzüntü sonucu meydana geldiği söylenirmiş.
"In apprehension how like a god!"
Algıları ise Tanrı gibi!
Of course, this increased our apprehension.
Tabii bu durum kaygılarımızı artırdı.
Units require assistance in apprehension, 702.
Birimlere tutuklama için yardım gerek 702.
I understand your apprehension, Dean.
Endişeni anlıyorum Dean.
You feel no pain, no apprehension.
Hiçbir acı hiçbir korku hissetmiyorsun.
CPD has a fugitive apprehension unit.
CPD'nin kaçakları yakalama birimi var.
It's an expression used to describe anxiety or apprehension, both of which are perfectly natural reactions for someone about to meet his long-lost parents.
Kaybettiği ailesi ile karşılaşacak birisinde oluşan kaygı ve anksiyete için kullanılan bir deyimdir.
May 1961, apprehension of gangsters
Mayıs 1961, Gangsterlerin Tutuklanması