Примеры использования: analyzing

Analyzing stuff.
Analiz şeyler.
No, but we're analyzing a sample now.
Hayır, ama tahlil yapıyoruz.
I need time to analyse the data.
Verileri incelemek için zamana ihtiyacım var.
I shall analyse.
Don't analyze me.
Beni irdeleme.
Well, back to analyzing.
Analiz tamamlandı.
I've analyzed it.
Durumu tahlil ettim.
I'll analyse the anomalous synthetics myself.
Aykırı senetikleri kendim inceleyeceğim.
We finished analyzing thePETt scans from last night.
Dün gece çektiğimiz PET taramasını incelemeyi bitirdik.
She taught me how to be community-oriented, and to analyse society.
Bana kendi halkımıza karşı sorumlu olmayı ve toplumu çözümlemeyi öğretti.
They told me they were gonna analyse the technology for commercial applications.
Bana cihazı, teknolojisini ticari kullanım amaçlarını araştırmak için kullanacaklarını söylemişlerdi.
I need blood and tissue samples analyzed fast.
Kan ve doku örneklerinin bir an önce tahlil edilmesini istiyorum.
Any detective would relish the chance to analyze how she thinks.
Her dedektif onun nasıl düşündüğünü anlama şansını... değerlendirmek ister.
It's almost certainly related to the sound they heard, but I'm still analyzing the data.
Kesinlikle duyulan sesle ilgili ama henüz verileri incelemeyi bitirmedim.
It changed too fast for the computer to analyse.
Bilgisayarın çözümleyemeyeceği kadar hızlı değişiyor.
But whatever it is you really analyse in that mountain, deep space or not, ... . . it can't be as exciting as the real thing.
Ama o dağın içinde her ne araştırıyorsanız, uzak uzay ya da her neyse,... ..gerçeği kadar heyecan verici olamaz.