Примеры использования: altitude

- Altitude 1 ,600.
- Yükseklik 1, 600.
The weather changes drastically with altitude, to lose these guys,
Hava yükselti ile birlikte şiddetli bir değişim gösteriyor.
What's our altitude?
Set detonator to zero altitude.
Patlayıcıları sıfır rakıma göre tanzim edin.
- Maybe it's the altitude.
Altitude... 100 kilometers.
Yükselti-- 100 kilometre.
What is your altitude?
Someone put her in an altitude chamber.
Birisi onu rakım odasına sokmuş.
During a risky ascent in a hydrogen balloon, he attained an altitude of more than three miles.
Bir hidrojen balonu içindeki riskli yükselişte yaklaşık 5 km'lik irtifaya erişti.
At an altitude of 3,500 metres, it's known as the Last Town Before Everest.
...3.500 metre rakımlı bu köy Everest'ten Önceki Son Kasaba olarak bilinir.
It's not the altitude, it's the attitude.
Bu bir üstünlük değil, bakış açısı.
- We gotta get some altitude!
- Biraz yükselmek zorundayız!
Juliet-5-Bravo, ident, say altitude.
Juliet-5-Bravo, irtifanızı belirtin.
It's a high-altitude military plane up there training sonic weapons on us.
Yüksek rakımlı ordu uçağının sonik silahlarını üzerimizde kullandılar.
Let's give this soldier some altitude.
Hadi şu askerlere biraz üstünlük kazandıralım.
We need altitude or it'll suck us down.
Yükselmeliyiz, yoksa bizi yutacak.