Примеры использования: allowed

- Am I allowed to drink anything?
- Bir şey içmeye iznim var mı?
So I'm allowed to sleep with you.
Yani yatmaya izinli olduğum ünlü sanatçılar listesi.
The masters will serve the slaves, no wars or executions will be allowed, and gifts will be exchanged.
Efendiler kölelere hizmet edecek savaşlara ve idamlara müsade edilmeyecek ve hediyeler değiş tokuş edilecek.
Her death will allow it.
Onun ölümü bunu mümkün kılacaktır.
You enjoy the freedom we allow you.
Sana tanıdığımız özgürlüğün tadını çıkar.
Just allow it.
Koyver gitsin, Ray.
The minister is keen we allow the military a greater role.
Öyle olsa bile, Bakan orduya daha büyük bir rol ayırmamıza çok hevesli.
You were allowed residentiary privileges.
Orada oturma iznin vardı.
It's not allowed.
Müsaade edilmiyor.
You're not allowed back here.
Arkaya geçmeniz yasak.
I'm glad to see that you allow yourself some comforts.
Kendinize rahatlama izni vermeniz hoşuma gitti.
The pills allow him to cope with the pain.
Haplar ağrıyla başa çıkmasını sağlıyor.
You must allow them their flights of fancy.
Bırakın hayallerini kursunlar.
Please allow..
So, this is an ordinary balloon, and I'm gonna rub it on my hair, which will separate some of the charges, leaving a net charge on the balloon, which will allow it to stick on my shirt.
Pekala, bu sıradan bir balon, ve bunu saçıma sürteceğim, bu, balonda net yük bırakarak yüklerin bir kısmını ayıracak bu da, balonun tişörtüme yapışmasına izin verecek.
They allowed your sons to die.
Oğullarının ölmesine müsaade ettiler...