Примеры использования: alienation

Now both of them exploit adolescent feelings of alienation, depression-
Şimdi, her ikisi de; gençlik duygularının dengesizliğini, depresyonunu sömürüyor.
You put a sensitive adolescent in a high-pressure prep school, add social alienation, cultural differences, pressure from high-achieving parents, it could be suicide.
Hassas bir erişkini, sıkı denetimli bir hazırlık okuluna koyun, buna sosyal dışlamayı kültürel farklılıkları, başarılı ebeveyn baskısını da ekleyince, intihar olabilir.
Well, I can understand your feelings of alienation.
Dışlandığını hissetmeni anlıyorum.
It expressed the way I felt socially and politically, and it was the anger that I felt, the alienation.
Sosyal ve politik olarak hislerimi ifade ediyordu, öfkeydi hissettiğim bu şey, dışlanmaktı.
But exclusion from a group or community can result in alienation.
Ama bir grup veya topluluktan dışlanma ruh hastalığına neden olabilir.
You've spoken many times about his experience as an immigrant, the depth of his alienation... something you've also encountered.
Birçok defa bir göçmen olarak tecrübelerinden bahsettin onun hissettiği bu yabancılaşma hissiyle senin de karşılaşmış olduğundan.
I mean, Adam, right now you're going through what's called the alienation phase.
Adam, şu sıralar "yabancılaşma dönemi" denen bir dönemden geçiyorsun.
That seems more like a detached tale of modern alienation.
O daha çok modern bir deliliğin bağımsız hikayesi gbi duruyor.
Thesis work is on social alienation and analysis.
Sosyal yabancılaşma ve analiz konularında, tezi var.
Alienation of affection followed by divorce.
Boşanma sonucu oluşan yabancılaşma.
Deranged minds identify with Holden's alienation and detachment.
Dengesiz zihinler kendilerini Holden'ın yabancılaşmış ve kopuk haliyle özdeşleştirir.
It'll be great, because all those Ph.Ds. are in there discussing... modes of alienation, and we'll be in here quietly humping.
Bütün o profesörler içeride, kırk türlü yabancılaşmayı tartışıyorlar ve biz burada onların tersine bir iş yapıyoruz.
When corporations try and squeeze out all the competitors... the further management gets from labor, the more alienation in the workplace...
Büyük şirketler rakiplerinin suyunu çıkarmaya uğraştıkça... iş gücü yönetim karşısında yılıyor, işyerinde yabancılaşma yaşanıyor...
This is the source of their alienation.
Bu onların yabancılaşmalarının kaynağıdır.
It's the portrait of today's alienation, solitude, etc.
Günümüzdeki yabancılaşmanın, yalnızlığın vesaire bir portresi.
I could sue you for alienation of affection.
Seni eşten soğutmadan dolayı dava edebilirim.