Примеры использования: advocacy

In fact, it makes me question your advocacy for women in general.
Aslında bu, genel olarak kadınlar için savunuculuğunu sorgulamama sebep oluyor.
California prisoner's advocacy...
Kaliforniya Tutuklu Avukatlık Bürosu...
She's involved in homeless advocacy groups.
Evsizlerin sözcülüğünü yapan bazı gruplara üyeymiş.
We should think about, at some point, of advocacy work we can do.
Bir noktada yapabileceğimiz savunma işini de düşünmeliyiz.
He works for an advocacy group that advises inmates of their rights, answers any legal questions.
Mahkumlara hakları konusunda tavsiye veren ve yasal sorunlarını cevaplayan bir müdafaa grubu için çalışıyor.
Pro Bono is a public interest research and advocacy group.
Karşılıksız Hizmet bir kamu araştırma ve savunma gurubudur.
Gibbons has me running back and forth for these advocacy groups and I still don't know my way around.
Gibbons şu müdafaa grubu için beni sağa sola koşturuyor ama ben hâlâ yolumu şaşırıyorum.
-Those of you attending the racial advocacy workshop on Wednesday, assume it's on unless you hear otherwise.
Çarşamba günkü ırksal savunma atölyesine gelecekler aksi söylenmedikçe olacakmış gibi gelsin.
Advocacy, public defence.
Savunma, savcılık.
He's the advocacy attorney who gave Nikki the book Joan found.
-Nikki'ye Joan'ın bulduğu kitabı veren müdafaa avukatı.
I think your advocacy had a lot to do with that.
Bence desteğinin buna çok yararı oldu.
I've got your Trial Advocacy seminar from last summer.
Ve senin geçen yaz verdiğin duruşma avukatlığı seminer kayıtlarını da buldum.
The victim's advocacy group?
Mağdurlara destek grubu ile olan görüşmemi mi?
You see, this is why I started my Advocacy Group for the childless.
Görüyorsun, işte çocuğu olmayanlar için Avukatlık Grubu'nu başlatmamın sebebi bu.
- We're a victims' advocacy association.
Biz kurbanlara destek grubuyuz.
I'm interested in lobbying, advocacy groups.
Lobilicilik ve müdafaa faaliyetleriyle ilgileniyorum.